Advert
VEFA YOKUŞU
Hikmet YÜCEBAŞ

VEFA YOKUŞU

Her ne kadar lügatlerde kendisinden “sözünde durma, sevgi ve dostlukta minnet duygusu taşıma” şeklinde bahsedilse de ahlâki düzlemde vefa; tarafından iyilik gördüklerimize misliyle mukabele edebilecek kocaman bir yürek taşımaktır.

Toplumda beraber yaşadığı tüm mevcudata salt menfaat nazarıyla yaklaşanlar, hem yaşamı mümkün kılsın hem imtihanın vesilesi olsun diye yaratılmış cümle eşyayı araç olduğunu idrak edemeyecek amaçsallaştıranlar, sadece madde merkezli yaşayanlar için vefa sadece bir semtin adıdır.

Vefasızlığın olduğu yerde her türlü kötü hasletten bahsedilebilirken; vefa, kış geldiğinde yağsın da mikrobu kırsın diye beklediğimiz kar gibidir…

Hayvanların bile birbirlerine ve hatta insanlara karşı sayısız vefa örneklerini müşahade ettiğimiz bu dünyada, Eşref-i Mahlukat olan insana yakışan; ilkin kendini yaratana; sonrada yaratılan ve kendisinden istifade ettiği her şeye karşı vefalı olmak değil midir?

Bakıp gözeten anne babaya, zor gününde yardımına koşmuş dostuna, beslemekten gözünün önünde bulunmasından huzur edindiği kediye, köpeğe, kuşa, çiçeğe; yaratılış hammadesi olup onun üzerinde yetişip filizlenenden yediği toprağa karşı vefa borcu olduğunu unutmamalı insan…

 Vefadan söz edip de; “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen Hz. Ali’yi, “Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir” diyen Mevlana’yı ve “Vefa imandandır” diyerek en anlamlı noktayı koyan güzel ahlâkın zirvesi Peygamber Efendimizi yad etmemek olur mu hiç?

Öyle ki; yetim ve öksüz kaldığı yıllarda O’nu büyüten, kendi evlatlarından ayırmayan amcası Ebu Talib’in eşi Fatıma Hatun vefat ettiğinde; “Annem öldü” diyen, onu kabre bizzat indirmeden önce kendisi kabre uzanan, sonrasında kendi gömleğini ona kefen yapan, hayatının her karesi sayısız vefa örnekleriyle dolu bir Peygamber tek başına örnek olarak tüm insanlığa yeter.

“Vefasızın meclisinde bâde bile içilmez” diyen Mehmet Akif’ten bir kıssayla vedalaşalım isterseniz…
(Mehmet Akif, kızının nikah akdine çok sevdiği dostu Bosnalı Ali Şevki Efendi’yi davet etmiş fakat kendisi davete biraz geç gelmiş, gecikme sebebi olarak da gelirken vefa yokuşundan çıkmasını bunun da yaşlı haliyle çok vakit aldığını söylemiş. Zahiren geçerli sayılabilecek bu mazerete Akif manidar ve mütebessim bir çehreyle şu cevabı vermiş:

-Hangi vefa yokuşundan bahsediyorsun Hoca Efendi? Şimdiki nesil o yokuşu çoktan düzledi…)

Vefa, yürünmesi zor, meşakkatli, fakat zirvesi büyüleyici güzelliklerle dolu bir yokuş gibidir…

 Yolda olanlara selam olsun.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Samsun'da futbol workshop semineri
Samsun'da futbol workshop semineri
Otizmli çocuklar fidan dikti
Otizmli çocuklar fidan dikti