Advert
BEN ÇOK AÇIM!
Hikmet YÜCEBAŞ

BEN ÇOK AÇIM!

29 Nisan 2011 Hatay (Cilvegözü) sınır kapımızı, ülkelerindeki iç savaştan kaçan Suriyeli kardeşlerimize açmamızın üzerinden nerdeyse 5 yıl gibi bir süre geçti.

Kardeşlerimiz diyorum! Çünkü ben; var olduğu tarihsel her dönemde, kendine sığınan ve kendinden aman dileyen her topluluğa; dil, din, ırk, siyasi geçmiş gözetmeksizin kardeş nazarıyla muamele etmiş bir milletin mensubuyum.

İlk zamanlarda vatandaşlarımız tarafından yadırganmış bir durum gibi gözükse de; geçen zaman içinde Esad rejiminin kendi halkı üzerinde uyguladığı yıkıcı politikalar; iltica eden bu kardeşlerimize kapılarımızı açarak devletimizin ne kadar doğru bir tutum sergilediğini kanıtlar nitelikte olmuştur.

Resmi rakamlara göre ülkeyi terk eden 4 milyon mültecinin 2.3 milyonu Türkiye’ye sığındı. 10 ilimizde kurulan 25 çadır ve konteynır kentte 260 bin kişi iskan edildi.

Sadece 418 milyon doları uluslararası yardım kuruluşlarından olmak üzere devlet bütçesinden 7.6 milyar dolar harcandı. Fakat medeni diye adlandırılan diğer devletlerden tık yok. Zaten ölen Müslüman olunca kimsenin çıtı çıkmaz. Bu hep böyle olmuştur fakat değişmelidir artık. Çünkü bu zulüm; siyasetten, dinden, ekonomik çıkarlardan bağımsız değerlendirilmelidir. Çocuk, bebek gözetmeden kendi sivil halkının üzerine kurşun, bomba yağdıran, hatta kimyasal silah kullanacak kadar canileşmiş, BM raporuna göre 220 bin’den fazla insanın ölümüne müsebbib olan bu Tiran insanlığın ortak sorunudur. Bütün dünya milletlerinin bu bağlamda taşın altına elini sokmasına ortak paydada hareket etme kararlılığı göstermesi elzemdir. Gerek Suriye içinde başka bölgelere göç eden 8 milyon gerekse ülkeyi tümden terk etmek zorunda kalan 4 milyon mültecinin yaşama tutunabilmesi için ben insanım diyebilen herkes, üzerine düşeni yapmalıdır.

Bu insanlar savaştan ölüyor, soğuktan ölüyor, boğularak ölüyor, açlıktan ölüyor, ölüyor da ölüyor. Bodrumda geçtiğimiz eylül ayında boğulduktan sonra karaya vuran daha 3 yaşındaki Aylan bebeğin yüzükoyun fotoğraf karesini hangi zaman mefhumu unutturabilir vicdanlarımıza?

Ya okurken hepimizin boğazına düğüm atan, açlıktan ölmeden evvel çilesine vasiyet yazan Suriyeli küçük bir kız çocuğunun satırlarına ne demeli…

-“ Bu benim vasiyetimdir. Canım anneciğim: Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarına de ki:  ‘O açlıktan öldü…’ Ve sen ağabeyciğim! Üzülme ama ikimiz birlikte ‘Biz açız!’ dediğimizi hatırla…

Ey ölüm meleği! Acele et ve ruhumu al ki, artık cennette yemek yiyeyim. Ben çok açım…”

Dünyanın içinde insan barındıran en ücra köşesinde bile bir çocuk açlıktan ölüyorsa; BU ASLINDA İNSANLIĞIN ÖLÜMÜDÜR.

Savaşların olmadığı, çocukların ölmediği bir dünyada insan kalabilmek umuduyla…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Samsun'da futbol workshop semineri
Samsun'da futbol workshop semineri
Otizmli çocuklar fidan dikti
Otizmli çocuklar fidan dikti